14 Mayıs 2011 Cumartesi

BALONCUK EKİBİ

          Sabah kahvaltı hazırlıyorum. Ecrin Yaren yanımda. Bi sandalye çekmiş musluk başına bişeylerle uğraşıyor. Bi baktım elinde bi cezve bi çay kaşığı, bi sıvı sabunluk ve bir miktar su.
             - Tamam, dedi  Baloncuk ekibi hazır.
             Anlayamadım sordum ne hazır? 
            - Baloncuk ekibi anneee baloncuk yapacağız şimdi:)) 
   Sonra yaklaşık bir saat Ecrin ve ve baloncuk ekibi  : ))  birlikte zaman geçirdiler.


           Ne kadar büyüdüğünü zamanın ne çabuk ilerlediğini fark ettim o an. O kadar çabuk büyüyor gelişiyorsun ki sana yetişemiyorum artık. Neleri bildiğini bile takip edemiyorum. Hızla gelişen , bir kelime hazinen var. Bu görünen kısmı. Duyguların , düşüncelerin kim bilir ne alemde. Süprizlerle dolusun. Her an beni şaşırtıyor vereceğin tepkileri, sarfedeceğin sözleri tahmin bile edemiyorum. Önceleri adım adım ilerliyordun hert adımını takip edebiliyordum Şimdi koşuyorsun benden çok daha fazla bir hızla hemde. Bi arkadaşımdan duymuştum. Çam ağacı ekildiği zaman 3- 5 yıl kökleri büyürmüş Sonra toprağın üzerinden büyümeye başlarmış. Bende seni çam ağacına benzettim. Yavaş yavaş büyüyor gelişiyor gibi duruyordun meğer gözle görülmeyen yerlerin büyüyüp gelişiyormuş şaşırmam bu yüzden galiba.

            Geçenlerde 1. sınıfların 'okuma bayramı' programında bi sürü seyircinin karşısında sahneye fırlayıp dans etti. Sahnede kendince şarkılar söyledi. Özgüvenine hayran oldum . Ama bugün arkadaşlara gittik. biraz çekingen davrandı . Neye göre değişen bi ruh hali var anlıyamıyorum. Nerde ne tepki verir ne yapar ne yapmaz tahminde bile bulunamıyorum. Belli hareketlerine göre tepkilerini yordayamıyorum. Herkes mi böyle yoksa benim kızımı daha iyi tanıyabilmem için onunla daha fazla vakit geçirmem gerek bilmiyorum((

11 Mayıs 2011 Çarşamba

anneler günü anı adayları

     Bu anne olarak geçirdiğim 4. anneler günüm.. Ama anlamlı olan , aldığım hediyede evlat sıcaklığı, kokusu, EMEĞİ, olan ilk anneler günüm..
     Anneler günü öncesi Ecrin Yaren in okulda benim için bişeyler yapacağını tahmin ediyordum hatta emindim. Sordum bi kaç kere 'Bana ne yaptın' diye. Aldığım cevaplar büyüdüğünün hatta yaşından daha da olgun olduğunun cevabıydı aslında.  'Anneler gününü bekle anne pazar günü vereceğim.:)) '  Benim dışımda bikaç kişiye bahsetmiş hediyeden ama bana renk vermedi. Açıkcası istediğim cevapta buydu..
  Anneler günü sabahı geldin yanıma yanağıma bir öpücük kondurup 'Anneciğim anneler günün kutlu olsun ' dedin ve hediyelerimi verdin. Canım benim.... Buram buram sevgi ve emek kokan hediyeleri.....  O an anne olmanın verdiği haklı gururu , mutluluğu yaşattın bana..
   
         Bu kartı kendi yapmış . Kendi kesmiş, Kendi yapıştırmış, pullarla kendi süslemiş...  Tabi benim elime ulaşana kadar pulların bazıları çıkmış, olsun..




Fikir öğretmeninden... Bu da küçük bi yardımı....  Kendi el yazınla , kendi hissetdiklerini yazacağın günü dört gözle bekliyorum bebeğim....


   Bu da kendi elleri ile dizdiği bilekliğim.... Canım benim kuralsız çalışmışsın... çok özgün olmuş:)) Kokladıkça ellerin kokuyor sanki.. Bakıp düşünüyorum , dizerkenki halini  hayal ediyorum. Kokluyorum, kokluyorum, kokluyorum...






Bu da küçük mücevher  kutum... İçinde de inci küpeler....








Sabah kalktım , güzel hediyelerimi aldım, yatakta uzun süre oynadık. 20 saniyede bir anne güzel dimi anne çok güzel dimi diye kaç kere sordum inan sayamadım:)

Tabi acı gerçekler.. Toplanmayı bekleyen bir çocuk odası... Ben Ecrin in odasını toplarken Ecrin yanıma geldi. 'Kızım bugün anneler günü ve ben senin odanı topluyorum birazcık yardım etsen anneler gününde anneler yorulmamalı' diye sorunca  aldığım cevap tam Ecrinlikti. 'Anne yarın anneler günü değil yarın toplarsın..:)'
Sonra bi baktım yerleri silmek için hazırladığım suyla oynuyor suda ellerini yıkıyor.
- Kızım napıyosun ?
-Ellerimi yıkıyorum anne.
-Ama su kirli.
-Olsun anne zaten benim ellerim de kirli.

Sonra bi baktım yerleri siliyor yani ıslatıyor
-Kızım napıyorsun?
- Bugün anneler günü anneler iş yapmaz çocuklar annelerine yardım eder.....



Bilmiyorum senle napacağız biz:)))

26 Nisan 2011 Salı

okulda ilk günümüz..
evde psikolojik olarak ayarlamalar yaptık. Sonra düştük yola. .Kapıda Ecrin in ayakkabılarını çıkardık Ecrin içeri girdi sonra ben içeri girdim ve baktım Ecrin yok:( deli gibi aradım ama yok. Sonra babası ben biliyorum nerde olduğunu dedi ve üst kattaki oyun parkından aldı getirdi Ecrin i.:)  Ecrin alışırda öğretmeni alışır mı dedik ve gülüştük. Sonrası babaannesi ile birlikte bıraktık ve biz gittik. Aldığımız duyumlara göre kural ihlali şampiyonu olmuş:) Öğretmei masal kitabı okurken kitabı elinden alıp 'ver onu babannem okusun  demiş ve kitabı çekip almış( istediği olmayınca ağlamalar  falan filan...
 
   2. günümüz... babaannesiz tek başınaydı o gün bi kaç arkadaşıyla muhabbet etmesini sağlayıp  vedalaştım ve çıktım. Ama aklım hep Ecrindeydi. okul sonrası yanına gittim şükür bi sorun yoktu. Orda yokmuş gibi görünmeden bekledim . O gün ki tek sorunu ara sıra arkadaşlarına çıkışması ve kahvaltı yapmaması.. kızım yemek yedin mi?'  'Hayır yemek istemedim'  Neden ne vardı yemekte?    'İiğnenç bi pide ( krep) vardı yemedim:))

    ..........


         ooo ne kadar uzun zaman olmuş yazmayalı. Ecrin in okuldaki ilk haftasını yazacaktım güya. Fotagraflar ekleyecektim ama bi türlü fotoğraf çekme fırsatı bulamayınca bu zamana kadar sürdü. Ecrin okula başlayalı 2 ay oldu. Bu zaman zarfı içinde keşke ve iyikiler arasında gittim geldim. Bu gün olmuş keşke mi demeliyim yoksa iyiki mi bilmiyorum. 'Artı' larımız oldu . arkadaşları oldu, oyunlar öğrendi, akranlarıyla zaman geçirdi, bi çok sosyal faaliyette yer aldı, paylaşmayı, özel eşyalarını paylaşmamayı öğrendi. En önemlisi vaktini dou dolu geçirdi. Çünkü Ecrin o saatlerde evde olduğunda uyuyordu bi bakıma zamanı ölüyordu.
        Tüm bunların yanında kafamı kurcalayan şeylerde oldu. Ecrin in sınıfındakilerden küçük olduğu için bi çok etkinliği tam anlamıyla yapamaması küçük yaşta haksız yere başarısızlık duygusunu tatması, kendini yetersiz hissetmesi ve güven duygusunun zedelenmesi gibi kaygılarım oldu. Hatta okulda bi ara çok mutsuz olduğunu düşündüm ama Ecrin ile öğretmeninin okul dışındaki hallerini görünce içim rahatladı.

       Şu aralar havalar ısınmaya başladı. hafta sonları güneşi gördükmü dışarı çıkıp kendimizi bir piknik alanında buluyoruz. Ecrin hafta içi erken yattığından birlikte zaman geçiremediğimizden hafta sonunun bi günü Ecrin in. Tabi bu durumdan Ecrin çok memnun. Hatta her sabah kalkıp bugün cumartesi mi diye soruyor. O gün cumartesiyse hazırlanmaya başlıyor:)



          


          

    Ecrin in okula gitmesi benim açımdan da iyi bir deneyim oldu. Bu zaman içerisinde çok uykusuz geceler geçirdim 'Şundan etkilenir mi, Bu psikolojisini bozar mı, kötü alışkanlıklar edinir mi, sevdiğim özellikleri kaybolur mu...' gibi sorular beynimi yedi. uykumu kaçırdı , huzurumu bozdu. Sonra gördüm ki Ecrin bir insan sosyal hayata karışmış bir kişilil onu olumsuzluklardan koruyum derken başka bir olumsuzluğa itebilirim. Hatta olumsuzluklarla karşılaşmalı ki neyi öğrenmeli neyi öğrenmemeli ayıt edebilmeli. Tıpkı vücudumuzun mikroplarla tanıştıkça bağışıklık sisiteminin gelişmesi gibi. Tabi müdahale edilmesi gereken durumlarda müdahale edilmeli. Ve karşılaşabileceği olumsuzlukları boyutu göz önünde bulundurulmalı.
    
         Su aralar keçeye merak sardım . kesiyorum dikiyorum ... Çok tuhaf şundan 4 5 yıl önce severek dikiş dikeceksin deseler inanmazdım heralde. Kesmek dikmek hiç bana göre olmayan ince işler .. Ama nedense şu aralar keyifle yapıyorum.

12 Şubat 2011 Cumartesi

KREŞ HAZIRLIKLARI

Uzun zamandır Ecrin Yaren i kreşe göndermeyi düşünüyordum. Birazcık sosyalleşsin arkadaşları olsun akran guruplarıyla vakit geçirsin birazcık enerjisini boşaltsın, kurallara farkındalık kazansın, sıraya girme, bekleme , sabretme, paylaşma gibi kazanımlar edinsin istiyorum. En önemlisi akranlarıyla vakit geçirmesi... kışın gelmesi ile Ecrin resmen eve hapsoldu. Sivas çok soğuk olduğu için dışarı çıktığımız zaman ya kısa zaman geçiriyoruz ya da sınırlı kapalı alanlarda Ecrin adına sıkıcı vakitler geçiriyoruz. Onun evdeki yalnızlığı , eve büyük dahi olsa biri geldiği zamanki tarifsiz sevinci beni çok üzüyordu.


     Tabi bunların yanında aklımda soru işaretlaride yok değil. Okula erken başlaması , diğer arkadaşlarına göre geç gidip ortama ayak uydurması gerektiği kafamı kurcalıyor. Bi yanım acaba çok mu erken ileride çok mu sıkılır diyor bi yanım evde sıkılmaktan tv seyretmekten daha iyidir diyor. Çok zor bi karar oldu bizim için. Ama şunu düşünüp rahatlıyorum. Kreşe mecbur değiliz istediğim zaman eksilerini görürsem ya da Ecrin de sıkılma hissedersem kreşten alır eski düzenine döneriz. Önümüzün yaz olması yani bu sürenin kısa olması da bi avantaj tabi. Umarım doğru bir karardır. Keşke değilde İyiki de dememeyi umut ediyorum.

  
      Kreş için küçük hazırlıklar yaptık. Örneğin çok sevdiği uzun saçlarını kestirdik. Kuaföre gitmek için ikna sürecim kısa sürdü. Nasıl oldu anlamadım ama saçlarını kestirmeyi kabul etti. Üstelik Kuaförde de hiç sorun çıkarmadı.






     Budaa ilk vesikalık fotografımızın fotografı:)

3 Şubat 2011 Perşembe

BU HAFTA DA BUNA ÇOOK GÜLDÜM:)))

-Anne hani şu kookunç cadılar bayramı var yaaa
- Evet annecim
- İşte o ne zaman?
- Neden?
-İşte Ahsen le birlikte şeker topluycamdaa...:)))))



Bugün sabah.....
-Kızım renkli bantların nerde?
-Anne ben onları mutemenen (muhtemelen) kaybettim:)))

28 Ocak 2011 Cuma

SÜPRİZ HEDİYEM

Minik yavrum... Bitanecik herşeye bedel meleğim.. Her zaman her durumda yüzümü güldüren kuzucuğum benim. Bugün yorgun bi şekilde eve geldim sana sarıldım derinden çektim içime kokunu. Sonra 'Sen Allah'ın bana hediyesisin biliyor musun' dedim. Aldığım cevap tam senlikti:))  'Biliyorum annecim beni ne zaman açacaksın:))) '   Hediye paketim benim  , her açtığımda farklı bi güzellik çıkıyor karşıma. Tam bunları yazarken sen geldin. 'Anneeee ben kendimin hayatını kurtardım biliyor musun. Koltuktan düşüyordum tam koltuğa tutundum hayatımı kurtardııım' dedin ve yine güldürün beni...





Geçenlerde halka atma oyuncağı yaptık. Her zamanki gibi yapım aşamasında çook eğlendin. En sevdiğin şey zaten kesmek ,yapıştırmak. Kağıt havlu rulolarına elektrik bantlarını sardık. Biraz görselliği olsun renk katalım istedim. Daha sonra köpük tabakların orta kısımlarını çıkarıp kenarlarına biraz renk kattık.
  Sonra halkaları atmaya başladık. Ama halkalarımız çok hafif olduğundan hedefi bulmakta zorlandık. İki taneyi birleştirip atmak işimizi kolaylaştırdı.

 Bunlarda büyük bir hevesle alıp sonra pişman olduğum sonra da pişman olduğuma pişman olduğum dergilerin. Klasörlerin içi dergi dolu. Her dergide 3-6 yaş etkinlikleri var. Kötü yanı dergilerin yaşa göre sınıflandırılmamış olması. Yani bi dergide Ecrin in yapabildiği etkinlikleri yapıyoruz yapamdıklarını yapabilecek düzeye gelmesini beklemek içn itina ile saklıyoruz.Bir kötü tarafıda etkinliklerin benzer olması. Tüm bunların yanında Ecrin dergilerden çok şey öğrendi. Bazen kendi kendine bi dergiyi alıp etkinlik yaptığını görüyor mutlu oluyorum. Etkinliklere o kadar aşina ki okumayı bilmemesine ramen ne sorduğunu biliyor ve yapıyor kimi zaman.  


Buda dergilerindeki etkinlikleden biri .. kesik çizgileri tamamlama ve boyama çalışması. Boyamayı parmak boyası ile yapmak istedi. Yalnız her farklı renk için farklı parmağını kullandı:) Ecrin ellerini kirletmekten pek hoşlanmıyor dolayısıylada parmak boyasıyla çalışmaktan hoşlanmıyor. Parmak boyasının tek sevdiği tarafı boyaları birbiri ile karıştırarak yeni renkler elde etmesi..
Buda dergilerinin birinden yaptığımız hafıza oyunu. Pencerelerin altında yavru ve anne hayvanlar var. Amacımız kapalı pencereleri açarak anne ya da yavrunun eşini bulmak. Hem anne ve yavru eşleştirmesini sağlıyor hem de hafızayı geliştiriyor. keyifle oynadık. Ben bile çok eğlendim ama itiraf edeyim   Ecrin bende daha başarılı:(

   Bu da babanın sana yaptığı senin deyiminle' kulübe kitaplığın ' Bu kitaplık bu aşamaya gelene kadar çook badire atlattı. İlk önce beşiğini bozup çalışma masası yaptık sonra üzerine büyüük kapaklı bir dolap yaptırdık. Sonra sıkılıp onuda bozup bu hale getirdi baban. Şimdilik şu halinde şekil değişikliği düşünmüyoruz ama ilerleyen zamanlarda ne olur neye dönüşür bilemem. Keşke eski hallerinin fotoğrafı olsaydı ve bir beşiğin kitaplığa olan yolculuğunu resimleyerek anlatsaydım sana:)

17 Ocak 2011 Pazartesi

OLEEEY ÇİM ADAMLARIMIZ YEŞERDİ:)

 Geçenlerde Ecrin le birlikte çim adam yaptık. Maksat farklı bir aktivite olsun. Çorapların içine talaşları koyduk çim tohumları ,düzenlemeler, süslemeler vee çim adamımız hazır.    Hazırlama aşamasında çok eğlendi Bitane de Ahsen e yaptık. Veee başladık sulamaya....
 
    Sonunda yeşermeye başladı kel kafalar. Biz de bu süreci sabır ve keyifle izledik. Tabi arada bir de konuşmayı ihmal etmedik çim adamlarımızla. Sevgiyle yeşerdiler , gülümsettiler:))

Bu arada uzun zamandır aklımda olan bişeyi de gerçekleştirdim. mıknatıslı tahta almayı istiyordum. Amacım Ecrin e okuma yazma öğretmek değil . hafızasını geliştirici çalışmalar yapması, bide harflere aşinalık kazanması...
Önce bişeyler yazıyorum. Ecrin Yaren de harfleri bulup sırasına göre tahtaya yapıştırıyor. Bu arada hem eşleştirme yapıyor hem de dikkatini bir noktaya topluyor.
Bu da Ecrin in fikri. Altına yerlerştirmeyelim üzerine koyalım dedi. Bunu yaparken daha çok eğlendi. Çünkü sıranın hangi harfte olduğunu kolaylıkla buluyordu. Daha sonra tahtaya harflerle Ecrin yazdım. sırayı ezberlemesi için biraz zaman verdim. Sonra harfleri karıştırdım ve sıraya koymasını istedim. Çok ilgisiz dinlemiyor gibi görünse de onuda kolaylıkla yaptı. Şİmdilik sadece Ecrin yazabiliyor önümüzdeki günlerde kelimeleri artırmayı düşünüyorum.
Bu da parmak boya ile çalışmamız. Ecrin in çok keyif alarak yaptığı bişey. Aslında boyaları alırken fosforlu seçtik. Amacımız yıldızlar yapıp sonra yorganı başımıza çekip parlamalarını seyretmekti.Ama yorganın altında parlayan yıldızlar görmekti ama olmadı.