22 Ocak 2014 Çarşamba

ECRİN YAREN İN 6. DOĞUM GÜNÜ

       Koskoca 6 yılı ardımızda bıraktık. Küçük kuzumuz büyüdü. Kardeşinin olmasıyla da gözümüzde de büyüdü. Bu yıl doğum günümüze Derin Dahe yi karşılamak için gelen serap Teyzemizde vardı:)) Ama Betül halamız katılamadı:((
     Tabi büyük bir boşluk büyük bi hüznümüzde vardı.. Babamm .. Bu postu yazmadan geçen yılki doğum günü postuna baktım. kim derdi ki babamın Ecrin in doğum gününe son katılması olacağını.. Kim derdi ki o fotoğraflardan 3 ay sonra aramızdan ayrılacak... Ölüm acı.. ölüm soğuk...Ölüm kabullenmesi zor... İnsanı ayakta tutan tek şey kader ve ahiret inancı aksi taktirde dayanılmaz bir olay..
      İnsanın bir yakının kaybetmesi elinin kolunun kopması gibi bişey. Önce çok büyük bi acı hissediyorsun   Sonra acın hafiflemiyor ama o acıyla yaşamaya alışıyorsun. Zamanla elinin koptuğunu unutup onunla bir iş yapmak isteyip  onu kullanmak için uzattığında olmadığı gerçeği ve acısı çarpıyor yüzüne. Onsuz devam etmeye çalışıyorsun. Hayat boyun unutamayacağın eksikliğini dolduramıyacağın bi boşluk yani...
          Ecrin nin bu yıl doğum gününden beklentisinin çok olmasından Serap Teyzemiz pastalar süslemeler ayarladı. Her yıl gelecek yıl çok farklı şeyler yapacağım diyorum ama bir türlü gerçekleştiremiyorum. Neyse önemli olan böyle günleri eksiksiz karşılayıp hep birlikte olmak..
Her yıl olduğu gibi bu yıl da pastamız Savaş dedemizden......

                DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN MELEĞİM... HEP MUTLU OL, MUTLU ET....

GÜLEN YÜZÜN HİÇ SOLMASIN.......

20 Ocak 2014 Pazartesi

HOŞGELDİN DERİN DAHE

        Ecrin in ve bizim 4 gözle beklediğimiz gün geldi ve çattı. Ailemizin yeni ferdi küçük kuzumuzun doğum gününe karar vermek için doktora gittik.  Doktorumuz kasımın 8 i dedi. Bizde Ecrin Yaren 6 Aralık doğumlu olduğu ve eşimle ilk görüştüğümüz gün 6 Kasım  olduğu için doğum gününün 6 Kasım olmasını istedik. Sonuç olarak 6 Kasım a karar verdik. Ama Ecrin Yaren in çok heyean yaparak günleri geçiremeyeceğini düşündüğümüz için tam olarak gününü söylemedik. 6 Kasım sabahı kalktık. Ecrin her gün ki gibi okula gitti. Bizde hastaneye... Saat 12.10 da evimizin yeni bireyi dünyamıza teşrif etti. Böylelikle 4 parça olduk.
        Ecrin i okul çıkışında babası aldı ve süprizi göstermek için hastaneye getirdi. Sevinç baskın olmak üzere karışık duygularla karşıladı kardeşinin varlığını. Beklediğim kıskançlık krizlerini , bizi yormalarını hiç yaşamadık. Tam bir abla ... Kardeşiyle ilgileniyor , bana yardımcı oluyor. Zaman zaman 'banada böyle mi yapıyodunuz' diye sormaları oluyor.
    
            Bu dönemde bizi zorlayan tek sey ecrin in 1. sınıfa başlayıp özel ve fazla ilgiye ihtiyacı olmasıydı. Yorucu ve yoğun bir süreç geçirdik yani.





16 Kasım 2013 Cumartesi

YAŞASIN OKULUMUZ.....

Ne çabuk geçti koskoca 5.5 sene... gaz sancıları, diş çıkarmalar, emekleme, yürüme, konuşma, tuvalet alışkanlığı , ana sınıfı sendromu derken ilkokul heyecanı...  Bu yıl okula başladık. 69 aylık olmasından dolayı gitmeli mi gitmemeli mi sorularını milyonlarca kez sordum kendime.
 Son cevabımız 'gitmeli' oldu. Ecrin Yaren in3 yıl anasınıfına gitmiş olması,  okulda yeni bir soluk arayışı, kas gelişiminin iyi olması ve en önemlisi seçtiğimiz öğretmenin hem kişilik olarak hem de mesleki olarak kendini geliştirmiş olması bu kararı alabilmemizdeki önemli etkenlerdi.
     Benim görev yaptığım okula gidiyoruz beraber. Bazı aksilikler benim için birer avantaja dönüştü. Bi sürelik öğleci olduk.
      Okulda altı haftayı geride bıraktık. Ecrin Yaren alıştı ama ben sanırım alışamadım. Her teneffüs yanına gitmemek için kendimi zor tutuyordum.  Ecrin in bu durumdan rahatsız olduğunu anlayınca gitmeleri seyrelttim.
      Okul başladıktan 4 hafta sonra izne ayrıldım. Bu durumda da acaba bu duruma nasıl alışacak korkularım yersiz çıktı ve kuzucuğum bensiz okula gitmeyi sorun yapmadı. Bu duruma da alıştı. Şimdi kriz oluşturabilecek tek durum kaldı. o da kardeşinin doğumu üzerine benim kardeşiyle evde durup onun tek başına okula gidecek olması... Önümüzdeki günlerde kafamdaki bu soruda yanıt bulacak. Umarım bu durumu da rahat atlatırız. 
       Bitanecik kuzuuum .... Hayatın boyunca devam edeceğin okullarda güzel an ve anılar biriktirirsin inşallah...  Güzel dostluklar, hatıralar edinirsin...  Örnek bir kişilik oluşturup, katlanarak artan başarılara imza atmanı, kişiliğine, bilgine ve becerine kattığın her şeyi önce kendine , sonra bize ve tüm insanlara faydalı bir şekilde kullanmanı diliyorum.  Seni çook seviyorum...



11 Ocak 2013 Cuma

ECRİN YAREN'LE TASARRUF VE HAYAT ÜZERİNE



            EcrinYaren kağıt kullanmayı çok seviyor. Çizmeyi, kesmeyi, boyamayı.....  Tabi bunları yaparken boşa giden kağıtları gözardı etmemesi için biraz kağıtların ağaçlardan yapıldığını, ağaçların öneminden felan bahsettim. Çok etkilendi çünkü duyarlı bir çocuk. Geçen gün yaptığı pudingleri kaselere koyup alüninyum folyo ile sararken :
     - Kızım yeteri kadar kullan fazlasını kullanma.
     -  Neden anne ALİFİNYUM FONYOlarda mı ağaçlardan yapılıyor?
     _ Hayır annecim paramıza yazık olur.
      - Ha anladım kağıt paralar ağaçtan yapılıyor değil mi?
     _  :)))))))))))))



             Bugün okulda tasarruf konusu işlenmiş getirdiği etkinliklerden anlaşılan.  Anne 'Su tasarrufu yapmalıyız ' gibi cümleler kurdu sürekli. Hatta dişlerimi fırçalarken musluğu bile kapattı. Sonra elektik tasarrufundan bahsetti . Bugün evimizde 1 sn bile boşa yanan lamba olmadı. Çok mutlu oldum tabi. Sonra babasına:
         _Baba elektirik neden oluşuyor biliyor musun? 
         _ Neden kızım?
         _ Sulardan oluşuyor.
         _ Nasıl yani?
          _ Büyük suların üzerine yapılan GARAJlardan oluşuyor.
         _ :))))))))



             Bir de bu aralar Japonya ya ve Japonlara karşı aşırı ilgili ve meraklı. O kadar ki arada bi açıp internetten açıp bilgi topluyorum hazırlıksız yakalanmamak için:)   İlginin sebebi çiğ balık yemeleri. Kuzeninden öğrenmiş ve çoook şaşırmış ve iğrenmiş.. Zannedersem psikolojilerini anlamaya çalışıyor:)))   
           'Anne Japonlar cips e ne derler,  Japonlar şöyle mi böyle mi derken son olarak sorduğu soru beni sınıfta bıraktı.

            _ Anne Japonya da direksiyon sağ tarafta mıdır sol tarafta mı?

           _  !!!!!!!!!!
 
   Tabi sonradan  araştırdım ve öğrendim. Bilen var mı nerededir?   :))



           

9 Aralık 2012 Pazar


 

                                   OYUNCAK HİKAYESİ

 
Bir varmış , bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir ülke varmış. O ülkede yaşayan Ecrin Yaren adlı bir prenses varmış. Bir gün bu prenses sarayın bahçesinde gezerken, ağlayan bir çocuk görmüş.

 

-         Neden ağlıyorsun , diye sormuş.

-         Beni saraya almadılar, senin yanına gelmek istedim.

-         Tamam benimle gelebilirsin , demiş prenses.

 

       Birlikte saraya gitmişler. Prensesin oyuncaklarıyla oynamaya başlamışlar.

      O sırada küçük kız:

 

-         Keşke benim de oyuncaklarım olsa , demiş.

-         Senin hiç oyuncağın yok mu,diye sormuş prenses.

-         Evet, yok, demiş küçük kız. Annemle babamın parası az olduğundan bana hiç oyuncak alamıyorlar.

 

Prenses buna çok üzülmüş. Her çocuğun oyuncağı oluyor sanıyormuş. Oysaki kendinin bir sürü oyuncağı varmış. Buna ramen annesi kraliçe Semra ve babası kral Mustafa ‘ ya sürekli oyuncak aldırıyormuş. Aldığı oyuncaklarla da sadece alındığı gün oynuyor ertesi gün başka bir oyuncak istiyormuş.

 

Sonra aklına ülkedeki diğer oyuncaksız çocuklar gelmiş. Bu duruma çok üzülmüş ve çok utanmış. Küçük kızla bir karar vermişler.

 

Ülkedeki bütün çocukların oyuncağı olması için çalışmalara başlamışlar. Buna ilk olarak Ecrin Yaren ‘in oyuncaklarından başlamışlar. Ecrin Yaren oyuncaklarının büyük bir kısmını oyuncaksız çocuklara dağıtmış. Geri kalanına ise kral ve kraliçe oyuncak almış. Böylece ülkede oyuncaksız çocuk kalmamış.

 

Prenses Ecrin Yaren de bundan sonra her gördüğü oyuncağı almamaya karar vermiş. Böylesi çok daha iyi olmuş. Herkes mutlu mesut yaşamış.

 

      

                                                                               Ecrin Yaren KOÇER


     Ecrin Yaren'in bu haftaki ödevi 'Aile Hikayesi'.   Ben sadece cümleleri düzenledim, Bir de sonuç bölümüne biraz müdahale ettim..  Ben çok beğendim.   Özellikle başlığı:)   Oyuncakla ilgili i,r başlık bulmalıyız dedim cevap gecikmedi 'OYUNCAK HİKAYESİ'

8 Aralık 2012 Cumartesi

5. DOĞUM GÜNÜ





 
 
 
5 KOCA YILI ARDIMIZDA BIRAKTIK.
Nasıl geçti, hangi ara yaşandı bilmiyorum. ^bugün biraz küçüklüğünden bahsettim. Bana 'anne bazen küçüklüğümü kıskanıyorum' dedin. Ne anlamalıyım bu cümleden gizlenmiş derin anlamları mı bulmalıyım yoksa çocukça bir söz deyip gülüp geçmeli miyim? bilmiyorum.
Bazen sen benim misin diye düşünüyorum. senin yaşlarımı dün gibi hatırlarken senin bana ait olman ...
 
Bu yıl çok büyüdüğünü fark ettim . Bir anda büyüdün sanki sihir gibi ... Daha olgunsun , daha güzel çiziyorsun, daha güzel konuşuyorsun, mantıklı düşünüyor mantıklı cevaplar veriyorsun. Ama hala yemek problemin var. Bugün büyük ısrarlar üzerine hiç yemediğin hatta tadını bile bilmediğin tavuktan bi parça verdim ağzına. tabi direk olarak değil çorbanın içinde bit kadar. 'anne bu mu dedin tavuk dilinle süzdüğün küçük taneyi. sonrada çorbanı ağzında bekletmeden yuttun tavukla karşılaşma korkusuyla:((   Bunu yanında patates dışında yediğin hiç bir sebze  de yok:( yiyeceklere karşı bi korkun var .  Bu noktada kocaman bir oooooffffffffffffff demek istiyorum....
 
Bu aralar çok güzel resimler çiziyorsun. rakamları biliyosun yatağını düzeltiyorsun , kendin kalkıp kahvaltını hazırlayıp yiyorsun , pijamalarını değiştiriyorsun,.....Öğrendiğin yeni kelimeleri başarıyla doğru yerlere yerleştiriyorsun. kelime dağarcığın inanılmaz geniş. ama toplum içinde zannımca dikkat çekmek adına çok kötü konuşuyorsun:))
 
4 yaşınla birlikte geride bıraktıkların bunlar.
 
Yeni yaşının sana mutluluklar getirmesini diliyorum kuzum. Seninle yaşlanmayı sevdiklerimizle birlikte büyümene yaşayacağın güzelliklere şahit olmayı diliyorum. Her anlamda hayırlı işler yapmanı , her yönünle iyi bir insan olmanı yürekten istiyorum . 
 Evimiz sıcak gülümsemenle şen kahkahalarınla şenlensin. Ve ben senin parlak fikirlerini dinlemekten yoruluyum:)  Uykun gelince sayamadığım anne demelerinle yor beni. Esprilerne güleyim. Başarılarınla mutlu olup başaramadığın anlarda elinden tutayım. Aslında nice dileklerim var şu an farkında olmadığım. Bu günleri aramak ümidiyle
 
 Seni çok ama çoooook seviyorum kıymetli inci tanem...
 

2 Haziran 2012 Cumartesi

ANNE OLMAK

   Başın çok ağrır ve yatmak istersin Ama yatamazsın ; Çocuğunun yemek yememiş ve aç olması...  Baş ağrısından daha da huzursuz eder seni....
   
    Çok yorgunsundur ama dinlenemezsin çocuğunun kötü vakit geçirmesi düşüncesi daha da yorar seni...

     Doya doya sevdiğin bişeyi yiyemezsin .. Keşke çocuğumda yese ünlemleri belirir beyninde...

     Çok sevdiği bişey geçerken yanından o yoksa için acır keşke görseydi diye....

     Onsuz harika doğa olaylarının keyfini çıkaramazsın yavrum olsaydı keşke diye....
  
    Bir ineğe, bir trene, bir koyuna , kuzuya, bir solucana, bir uçağa, bir tavuğa  bakarsın uzuuun uzun onsuzsan yavrum burda olsaydı da görseydi diye.....

     İstemsiz verdiğin tepki yüzünden uyurken ona bakar uyuyamazsın kırıldı mı acaba diye....

     Kimi zaman çocuklaşırsın komikleşirsin... Hastayken virüslerle kavga edersin ' Çıkın gidin kızımın vücudundan'  diye....

    O uyurken ya da yokken oyuncaklarını öksüz mutsuz sanırsın.....

    Sıkıntılıu dönemlerinde sabaha kadar uyumamana ramen  hiç uykun gelmez...

     Etraftaki bütün tehlikeleri farkedip   olaganüstü güvenlik önlemleri alırsın
 kılına zarar gelmesin diye...

      Kendine çok iyi bakar hasta olamaktan hiç olmadığı kadar korkarsın yavrumla belki ilgilenemem diye...

     Tezatlıklar oluşur hayatında ..Küçücük bir damla göz yaşı yakar yüreğini....Ya da sıcacık bir gülümseme serinletir yüreğini....

   
    Bazen yaşam bağındır seni hayata sımsıkı bağlayıp kopmanı engelleyen.....

    Bazen de bir bütün olabilme nedenin....

    Yatma saatin, kalkma saatin, yemek yeme saatindir.. Hatta bazen yemek menündür...

     Bütün bunlara ramen hayatından çok memnun olmaktır, aksini düşünememektir ANNE OLMAK...


    Kıymetini, değerini bilen için,  Çocukla taçlanıp , şereflendirilmektir ANNE OLMAK... 


  
  .



   

23 Mayıs 2012 Çarşamba

YIL SONU GÖSTERİSİ 2

            Bugün Ecrin Yaren in bir yıl boyunca beklediğimiz yıl sonu gösterisi var. Herkes heyecanla bekliyor. En çok ta Ecrin tabi...  öncesinde ufak tefek aksilikler oldu tabi . İstediğimiz kadar bilet alamadık mesela. Yanımızda olsun dediğimiz kişileden eksiklerimiz oldu haliyle.
     Ecrin yaren okula gitmedi o gün öğlen uyuyup aşkama enerji sağlamalıydı. Eve geldiğimde uyuyordu . Sonunda uyandı ama çok enerjisiz..'Anneeee karnımmm ağrıyor'  diyor sürekli.  Gazdır ya da kakası gelmiştir diye düşündüm. .Kuaföre gitmek için hazırlanırken kusmaya başladı. Hala gaz vardı heralde çıkarırken kustu diye polyanna oluyorum. zar zor kuföre gittik toparlar umuduyla. ordada koltuğa oturması ile kusması bir oldu, tabi ağlamalar.. babasını aradık ve hastaneye gittik bu arada gösteriye 1.5 saat kaldı. hastanede tetkikler tehliller.....ecrin de kusmalar ağlamalar... bende panikler oflar, puflar......  serum taktılar ve 4 saat sürer dediler. öğretmenini aradım gelemiyebiliriz diye.. tabi haliyle oda panik oldu üzüldü .. Hayatım boyunca hiç bu kadar gerildiğimi çaresiz kaldığımı hatırlamıyorum. Ecrin bugün o gösteriye çıkmalı çünkü çok istiyor aksinde hepimiz çok üzülürüz. Ama bi tarafta da ayakta duracak durumda değil... anne gitmek istiyorum ama ayakta duramam diyor üzülüyorum... bi taraftan da öğretmeni rutin olarak arayıp gidebilme durumumuzu soruyor iyice geriliyorum... Ecrin anne gitmek istiyorum götürün beni dedi doktordan izin alıp çocuğu çıkardık hastaneden gösteriye 15 dk kala... bi koşu kuaföre gittik... Ecrin bi taraftan kusuyor o durumdayken de saçları yapılıyor.. rengi sapsarı gözleri çökmüş ...   gösteriye yetiştik Ecrin öğretmeninin yanına gitti. Arkadaşlarını görünce ilk defa gülümsedi ve içim açıldı.. Sıra Ecrin yarenlere geldi. Pür dikkat sahnedye bakıyorum. sahnede göründü yavrucuğum azıcak sallandı sanki düşer mi acaba diye kalbim pır pır.. Daha fazla dayanamadım ve tüm günün stresi gözlerimden dökülmeye başladı bi taraftan da dua ediyorum tabi. Ecrin inanılmaz bir şekilde hastalığını bi tarafa koyup olağanüstü bir çabayla aslanlar gibi yaptı dansını. Ellerinde ki bantlara bakmazsak hasta olduğuna inanamazdı hiç kimse. yanına gittim kucakladım ...kusmaya devam ediyor tabi.. o sırada kep törenleri başladı Ecrin i çıkarmadık ama arkadaşlarını görünce çıkmak istedi koşarak sahneye yetiştirdik öğretmeni ve ablaları seferberliği ile.. Tüm enerjisini orada harcadı sonrasında kucağıma yıkıldı adeta . eve geldik sonra tekrar hastaneye.....
       Bugün anladım ki, kuzucuğum sen çok güçlüsün..
       Beni çok şaşıttın gözümdeki yapabilirliğin devleşti.  Yıllar sonra bu yazdıklarımı okuyup anne o halimle beni neden götürdün oraya dersin belki kendi ısrarlarını unutup. Bilmem hatırlar mısın ama o güne aylarca hazırlandın haftalarca bekledin gösteride giyeceğin elbise ve ayakkabılarını günlerce çıkarıp çıkarıp giydin. çok bekledin bebeğim çook .. Gitmeseydin sorabileceğin bu sorunun cevabını çok iyi hatırlardın. çok üzülürdün... elbise ve ayakkabılarını her gördüğünde hatırlar bi kere daha üzülürdün.  Attığım her adımda hesabın var . Yaptığım her şeyde bir payın var. Seni çook seviyorum...Nice mezuniyetlerini beraber mutlu SAĞLIKLI geçirmek dileğiyle...







18 Mayıs 2012 Cuma

ANNELER GÜNÜ

       Kuzucuğumun anneler günü hediyesi...   Önce elimi öptü 'anneciğim anneler günün kutlu olsun sen daha iyisin ama' 
      :)   
      Hayatımda bugüne kadar 'senden' daha büyük daha güzel bir hediye almadım kuzum. Sen benim en büyük hediyemsin. Ben senin annen olunca aldım zaten hediyemi gerisi teferruat......

10 Mayıs 2012 Perşembe

Ebru'lu Günler

   Ebru... Renklerin su üzerindeki dansı.. İnsanın kötü elektriğini alıp, başka dünyalara götürür ve hiç yormaz hatta dinlendirir heralde. Heralde diyorum çünkü hiç yapmadım:(     4.5 yaşındaki minik kuşum bile benden önce denedi.  Minik kuşum bu hafta boyunca babasının okuluda yaptı Ebru çalışmalarını...


     Çook eğlenmiş çoook..   Şaheserlerinin bitmiş kağıda geçmiş hali bi sonraki postta ...

15 Nisan 2012 Pazar

PİKNİK ÖZLEMİ



                   Kuzucuğumun şaheseri...  En sağdaki benim yanımdaki kırmızılı Ecrin Yaren onun solundaki Ahsen Ela ve onun solundaki de NURŞEN... Benden çıkıp Ecrinin başında son bulan çizgi benim elim ecrin in başını okşuyorum:))   EEEE toplanmış nereye mi gidiyıruz?  
                         PİKNİK YAPMAYA:))

13 Şubat 2012 Pazartesi

ECRİN YARENCE

         Erin yaren ile yolda yürürken geçen arabalardan biri üzerimize su sıçrattı. Ecrin yaren anne ben bu belediyeye kötü belediye derim neden kar sularını temizlemiyor?
      - senin bilmediğin şey var mı?
      -  İki şeyi bilmiyorum anne birincisi hangi renkleri karıştırarak hangi renkleri oluşturabileceğim, ikinciside benzinin nasıl oluştuğu.
      -  :))))) 

7 Aralık 2011 Çarşamba

ECRİN YAREN 4 YAŞINDA

Minik kuşum 4 yaşında koskoca 4 yıl ne kadar da çsbuk geçmiş.dolu dolu güzel anılarla bezenmiş 4 güzel yıl. Hayatımın en anlamlı 4 yılı.      

Ecrin tam 1 yıldır bu günü bekliyordu. Geçen sene 7 aralık itibari ile yeni doğum günüm ne zaman diye sormaya başlamıştı bile. Son bir hafta heycanı arttı da attı. Hediye siparişleri verdi, doğum gününe hangi kıyafetlerle gelineceğini söyledi:)) 

Mumlar üflendi. Tabi  hediye zamanı geldi. Onuda belirtmekten geri kalmadı. Mumları üfleyip 'Hediyeleri verebilirsiniz' dedi:))

 Hediyeleri itinayla açtı. Giyecek hediyeleri pek hoşuna gitmese de 'Hepinizin hediyesi çok güzel ' demeyide ihmal etmedi ince kuzum..   Onun için önemli olan paketin içinden ne çıkacağı heycanını yaşamak. Büyük merakla paketleri açtı tabi bu arada da kim hediye vermedinin çetelesini de tuttu. Anane sen verdin mi teyze senin hediyen nerde dedelerim bişey almamış mı:)))
    Es kaza biri hediyesiz gelse rezillik diz boyu:))



Bu yıl mum defalarca mum üflemedi. Arkadaşlarıyla birlikte pastayı tırtıkladı, parmakladı.  Her şey bi tarafa çok ama çok eğlendi. En kötü günün böyle olsun bebeğim, Sana içi huzur mutluluk dolu yıllar diliyorum. Hep böyle sevdiklerinle birlikte mutlu her biri bir öncekinden güzel yıllar diliyorum. Ve doğum gününde bizi yalnız bırakmıyan sevdiklerimize kucak dolusu minnetler sevgiler sunuyorum. İyiki varsınız:) Bize şartlardan katılamayan sevdiklerimizide çok seviyoruz sizde iyiki varsınız:)

22 Ekim 2011 Cumartesi

SOKAK MALZEMESİ

  Geçenlerde Ecrin Yaren in okulunun bir çalışması için 'Uzaylı bir kukla' tasarladık.  Kukla diyince aklıma parmak kuklası ya da el kuklası geldiği için tercihimizi el kuklasından yana kullandık. Çorabı kuklaya çevirmek bir siteden alıntı. süslemeler fikirler bizim malzemelerin büyük bir kısmı biricik dostum Nurşen in.





Bunlarda Ecrin Yaren in diğer kuklaları . Bayılıyor kuklalarla oynamaya. İki tanesini ellerine takıyor birer tanede ayaklarına . Toplam dört kuklayı konuşturuyor oynatıyor. Tabi benim el ve ayaklarımda nasibini alıyor kuklalardan.

    
         Beğenilen kukla AB projeleri kapsamında İtalya ya gönderilecekmiş. Diğer kuklaları görmeden başka kuklaların şansı oladığını düşünürken , kuklaları görünce bizim kuklanın şansı olmadığını anladım:)) Çok enteresan güzel tasarımlar yapılmış Açıkcası yapılan çalışmalara tam olarak kukla denilemez ama çok hoş çalışmalar... KUKLA denilmesi fikirlerimizi birazcık daralttı sınrladı tabi. Diğer kuklaları görünce kuklamız adına üzüldüm ama kızım adına sevindim. Kukla temamızın ana düşüncesi: Demekki kızımın okulunda , çevresinde çocukları için kafa patlatan emek veren anne ve babalar var...

       Gelelim SONBAHAR a.  Pek sevilmez sonbahar insanlara hüzün verir. Ama bana değil. Kışı sevmem ama sonbaharı çok severim. Yaprak kokusu, mükemmel sarı manzaralar, yürürken kuru yaprakların çıkardığı hışırtılı sesler, yazdan kalma bir güneş soğuğa çalan esintiler....   Keşke yakın çevremizde sonbahırın harika manzaralarına doyabileceğimiz,  SONbahar günlerine doyabileceğimiz alanlar olsaydı:((  Çok küçük dar alanların tadını çıkarmaya çalışıyoruz işte kendimice...


              Bu çalışmayı Bilim ve teknik çocuk dergisinden yaralanarak yaptık.Çok eğlendi ama çabuk sıkıldı, her zaman ki gibi..




Bu fotoğraflardan hangisini ekliyeceğime karar veremeyince ikisini de ekledim.  Ecrin elindeki bir çam ağacının diken yaprağı. Sararmış dökülmüşler. O gün 'şu savanları (saman) koymayalım demesi acaip hoşuma gitti. Bikaç gün sonra çam ağacının altını göstererek sordum Ecrin bunlar ne? Önce düşündü. Kendince koyduğu isim aklına gelmedi . Neydi bunlar? 
-  Iııııı sokak malzemesi :)))

2 Ekim 2011 Pazar

BU HAFTA NE Mİ YAPTIK?

     Geçtiğimiz hafta Ecrin Yaren için dolu geçen bir haftaydı. Kendi adıma birlikte zaman geçirebildiğimize sevindiğim bir haftaydı. Okul bu sene nasıl olur, öğretmenini sever mi, yeni arkadaşlarına alışır mı sorularının hepsinin cevabını öğrenmenin huzuru içerisindeyim. Bu sene şimdiki görünen sorunumuz yeni başlayan çocukların çıkardığı sorunlara Ecrin in ayak uydurması... Örneğin geçen sene okulun kapısından bıraktığımız Ecrin i bu sene sınıfın kapısına kadar götürüyoruz.

   
             Hafta içi ecrinle şekli güzel, tadı kötü kurabiyeler yaptık. Acaip eğlendi. bende onun eğlenmesine bakıp eğlendim. Kurabiyelerin büyük bir kısmının şeklinin Ecrin Yaren verdi. Hatta şu sarmallarıda o yaptı, nasıl yaptı bilmiyorum.

 Bu da kum boyama çalışmamız. Resmin heryerine siyah çizgilere kadar kum yapıştırdık. Çok eğlenceli bir çalışma. yapışkan zemin de işimizi çok basitleştirmedi değil hani. Keşke kum renkleri biraz daha koyu olsaydı böylelikle daha canlı olurdu bay palyaçomuz.

Bu arada harıl harıl para biriktiriyor. Her gün kumbarasını yıkıyor ve paralarını itinayla kumbarasına atıyor. Ona baktıkça çocukluğumun çizgi filmi VARYEMEZ i hatırlıyorum, gülüyorum.

16 Eylül 2011 Cuma

İFADE OYUNU


Bugün Ecrin Yaren ile bugün düşünüp keşfettiğim farklı bir oyun oynadık. Kartona çeşitli yüz ifadeleri çizdik . Sanırım ifadelerde Ecrin in parmağı olduğu anlaşılıyordur:)  Sonra birimiz kartların ön yüzünü diğerine göstermeden bir kart seçtirdik. Kartı seçen kişi karttaki ifadeyi karşısındakinde oluşturabilmek için uğraştı. Örneğin gülen yüzü seçtiyse karşıdakini güldürdü, ya da şaşkın ifadeyle şaşırttı. Acaip eğlendik. Ecrin yaren in kart seçip karttaki ifadeyi yüzümde oluşturma çabası görülmeye değerdi. Oyunu anlar mı felan diye düşünürken bi baktım benden daha başarılı:)  Oyun nasıl mı bitti? Seçme sırası bendeydi. Görmeden kızgın ı seçtim . Ecrin i kızdırmak için 'Ben daha oynamıyorum, sıkıldım' dedim. Tabi Ecrin bunun bir oyun olduğunu unuttu küstü ve gitti:))  
İlerleyen dakikalarda 'kızım  bi kez daha oynayalım mı 'dedim.  
-Tamam ama söz ver kızgın ya da üzgün ü seçmeyeceksin .
Başladık tekrar oynamaya....


14 Eylül 2011 Çarşamba

ECRİN YAREN GEMEREK TE





       Ne zamandır mutfaktaki çay kokusundan nedendir bilmem çocukluğum yaz tatillerine gidiyordum. Sivas ın ilçesi Gemerek te ki telaşlı sabahlara , kahvaltılara...   Çocukken Gemerek e gittiğimiz zamanlar hep o kokuyla uyanırdım. Çay kokusu sandığım koku büyüyünce anladım ki çay kokusu değil, ama demliğin kokusu mu yoksa ocağın kokusu mu hala muallaktayım... Beni bir çalar saat edasıyla uyandıran bu kokuya birde rahmetli anneannemin yaptığı tandır ekmekleri eklenirdi... sabahın erken saatlerinde kalkıp yapılan ekmekler peynirliler eve taşınmak üzere bizi tandırda beklerlerdi. Bizde daha pijamalarımızı çıkarmadan ellerimiz yana yana ekmekleri eve taşıyıp bi güzel sererdik. Sonra domatesinden peynirine ev mamülü kalabalık bir aile kahvaltısı taçlandırırdı günümüzü..  Kümeste bahçede yumurta aramalarımız, bahçeden çilek yaprakları arasında olgunlaşmış çilek bulma çabalarımız, ağaçları sulamalarımız.... Ne güzel günlerdi... Bunları düşündükçe kendi çapımız dahilinde Kızıma sağladığımızı  sandımız imkanlar gözümde küçüldükçe küçülüyor. Dışarıdan bi çok insanın şanslı diye düşüneceği kızıma 'zavallı' diyorum. sanal bir dünya da yaşıyor. Bahçesiz çiçeksiz meyvesiz börsüz böceksiz.. Geçen gün annemler Gerek e gidince bizde Ecrin için iyi olur düşüncesiyle arkalarından gittik. Çokta iyi oldu. Doyasıya oynadı elektiriğnğ boşalttı. Zaman çok kısaydı ama hiçten uzundu. 
      Her evin bir kokusu olur ya anneannem ve dedeminde evlerinin bir kokusu olurdu. Özlediğim o kokuyu solurum diye gittiğim evde o kokuyu soluyamadım. Sanırım anneannem ve dedem evden dünya dan çıkarken o çok sevdiğim kokuyuda beraberlerinde götürmüşler... Üzüldüm...
       Fotoğraf makinesini götürmeyi unuttuğum için kendime çoook kızıyrum .Neyseki telefonum vardı.